![]()
NAMIK KEMAL : "Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?" MUSTAFA KEMAL ve BEN : "VATANIN BAĞRINA DÜŞMAN DAYASIN HANÇERİNİ, BULUNUR KURTARACAK BAHTI KARA MADERİNİ"
İlay İpek ALTAY'ın Doğum Mesajları Erdinç ALTAY GİRESUN UŞAKLARI BANKA VE FİNANS HUKUKU
Google / Yahoo / MNS-Hotmail / Mynet İSTANBUL TRAFİĞİNE BAK DÜNYA PARMAKLARIMIN ALTINDA
Türkiye Barolar Birliği / İstanbul Barosu / Önce İlke ÇağdaŞ Avukatlar Grubu Anayasa Mahkemesi / Yargıtay / Danıştay / Sayıştay Askeri Yüksek İdare Mahkemesi T.C. Adalet Bakanlığı / T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı KKTC Mahkemeleri YARGITAYDA DOSYA SORGULAMA
İngilizce / Sözlük / E-Devlet / Ansiklopedi / Türkçe Rock Gazeteler 1 / TV 1 / Kanal Türk / Tiyatrolar / Sinemalar Gazeteler 2 / TV 2 / Giresun Işık / Radyolar 1 / Radyolar 2
GİRESUN TÜRKÜLERİ / AL PERDE YEŞİL PERDE / SOKAK BAŞI MEYHANE / / AĞASARIN BALİNİ / MİRALAY / BAĞLAMAM PERDE PERDE / GİRESUN MÜZESİ GİRESUNLULARIN ATATÜRK'E ARMAĞAN ETTİĞİ KILIÇ
Kadıköy Belediyesi / ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ / AYDINLANMA 1923 / CUMOK
Dedem İsmail ALTAY (1934)
Babamın Amcaları Alidayıoğlu Ahmet ve Alidayıoğlu Salim I.Dünya Savaşında Ruslara karşı savaşırken şehit düştü.
"Söz Konusu Vatansa Gerisi Teferruattır."Mustafa Kemal Atatürk![]()
GİRESUN UŞAKLARI, BU VATANI CANLARINDAN ÇOK SEVDİLER. 42. VE 47. GÖNÜLLÜ ALAYLARIMIZ, SÜNGÜ TAARUZUNA KAMALARINI ÇEKİP KALKTILAR. ŞİMDİ ŞEREFLE AFYONDA YATAN ŞEHİTLERİMİZ VE BİZ ONLARIN TORUNLARI, HER ZAMAN VATANIMIZIN VE ATATÜRK CUMHURİYETİNİN MUHAFIZIYIZ. ![]()
![]()
Osman Ağa, Mustafa Kemal Paşa'yı Giresun'da karşılıyor.
GİRESUN MÜDAFAAYI HUKUK CEMİYETİNİN KURUCULARI (1919) : Ferudunzade Osman Ağa, Gümüşreisoğlu İshak Efendi (Annem Afife Gümüş Altay'ın dedesi. Milis Yüzbaşı ve 47. Giresun Gönüllü Alayı 1. Tabur 3. Bölük Komutanı olarak tüm savaşlara katıldı. Osman Ağa'nın teyzesinin oğludur.) Sütlaç Zade Mustafa Bey, Kaymakamzade Mehmet Bey, Larçınzade Hakkı Bey, Hasan Yazıcızade Hüseyin Efendi, Çınarlar Camii İmamı Hasan Efendi, Göksüzoğlu Yusuf Ağa, Yusuf Ağazade Yusuf Ağa
![]()
Milis Yarbay Osman Ağa (büyük dedem Milis Yüzbaşı Gümüşreisoğlu İshak Efendi'nin teyzesinin oğlu) ile yakın arkadaşı Milis Yüzbaşı Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan
Rasim GİRESUNLU : Acaba Gazi Yarbay Topal Osman Ağa’nın Türk Kurtuluş Savaşına askerleriyle yaptığı katkılar niçin tartışılmıyor? O zaman bu katkıların altında ezileceğini görenler, özellikle mi topu taca atıyorlar? Bilindiği üzere, Atatürk’ün Ankara’daki istasyon’dan Çankaya’ya yerleşmesi ile emniyet sorunu hasıl olmuştur. İşte bu aşamada, bu sorunu çözen insan, Gazi Topal Osman Ağa’dır. Atatürk, niçin canını, güvenliğini ve bu anlamdaki emniyetini Osman Ağa ve Giresun uşaklarına teslim etmiştir? Atatürk’ü iki yıla yakın korumuş olan Osman Ağa’dan ve Giresun uşaklarından başka bu ülkede güvenilebilecek insanlar yok muydu? Onlar, yani Osman Ağa ve adamları, Atatürk’e hangi güvenceleri verdiler ki, böyle bir görev kendilerine verildi? Arkadaşlar, onların Atatürk’e verdiği intibanın kaynağı dürüstlük ve bu bağlamda ülkelerini canları pahasına sevmeleri ve Atatürk’e inanmış olmaları gerçeğidir. Fakat, Atatürk’ü en olumsuz dönemlerde korumuş olan Giresun uşakları, bu ülkede bunun nemasını ekonomik açılardan hiçbir zaman alamadılar. Düşününüz bir tane dahi Giresun’dan Cumhurbaşkanı, Başbakan ya da parti başkanı olarak birisi çıkabildi mi? Giresunluların kaç tanesi bu ülkede ekonomik ve sosyolojik anlamda en üstlere gelebildi? Ama organize olmayı bilen bölgeler, bu ülkede çok mesafe aldılar. ![]()
Genel kurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), İzzettin Paşa (Çalık) ve 47. Giresun Gönüllü Alay Komutanı Osman Ağa Osman Ağa ve adamlarının yüzde birini yapmayanların nesilleri, her an her yerde mekanizmayı ellerinde bulundurdular. Halen de bulunduruyorlar. Osman Ağa gerçeğinde ve Osman Ağa’nın mücadelesinde kendi gerçek kahramanlığını göremeyen bazı Giresunlular, son elli yıldır sahte kahramanlarının peşlerinde kuyruk olmaktan öte gidememişlerdir. Şurası muhakkak ki, kendilerinin çaplarını bilmeyenlerin hiçbir zaman kuyruk olmaktan öte vazife beklemeleri de hayal olur. Osman Ağa ve adamlarının mutluluğu ülkenin düşman çizmesinden kurtulması ile söz konusu olmuştu. Bilindiği gibi Atatürk yanında, kendisine çok bağlı olan insanları bulundururdu. Bunlardan Salih Bozok ve Kılıç Ali akla ilk gelenlerdendir. Salih Bozok’un Atatürk öldüğünde intihar girişiminin var olduğu bilinir. Kılıç Ali’nin de, Atatürk’ün nasıl güvenini kazandığı hususunu da Atatürk belirtir. Ya Gazi Topal Osman ve adamları, bu güveni nasıl sağladı? Bunları ayrıca değerlendirebiliriz. Fakat onların, Atatürk’ün Çankaya’ya çıkmasından kısa bir süre sonra, Çankaya’ya gelip yerleştikleri bilinmektedir. Osman Ağa’nın Giresun’dan kendi gayretiyle topladığı bu insanlar, Çankaya’da iki bölük halinde görev yapmışlardır. Bu bölüklerden birisi; Piyade bölüğü, diğeri ise Süvari bölüğüydü. Bu insanlar seçme kişilerden oluşmaktaydı. Giysileri de yöresel olarak kendilerine has diyebileceğimiz şekildeydi. Çankaya’daki Giresun Uşaklarından Piyade bölüğünün komutanı (Gümüşreisoğlu) Mustafa Kaptan’dı. Süvari Bölüğünün komutanı ise Fahrettin Bey’di. Bu iki bölük komutanı, Atatürk’ün baş yaveri Salih Bozok’a idari anlamda bağlıydılar. Gazi Topal Osman Ağa ise, bölüklerin üzerinde gölgesini hep hissettirmekte ve de diğer Giresun uşaklarıyla da cephelere koşmaktaydı. Bunlardan Polatlı civarındaki, Sakarya Meydan muharebesindeki mücadeleler ve verilen şehitler de, bu anlamdaki mücadelenin somut kanıtlarıdır. Gazi Topal Osman Ağa’nın Giresun’dan topladığı askerler içersinde birisi vardır ki; çok ilginçtir ve onun yaptıkları, kahramanlıkları aklın dahi alması zor gibi görünür. Fakat 1921’lerin Ankarasında bu durum iyi bilinmektedir. Kimdir bu asker? Ve ne yapmıştır? Bu asker bir kadındır. Özellikle Sakarya Meydan muharebesinde büyük kahramanlıklar yapmıştır. Bu Giresunlu kadının adı:Gül Pembe Hanım’dır. Osman Ağa’nın Giresun’dan gönüllü asker topladığı günlerde, o da her şeyini geride bırakarak cepheye koşmuştur. Cephede canını dişine takarak, büyük kahramanlıklar vermiştir. Günümüzde yalan yanlış haberler veren, yazılar yazan bazı kadın kılığındaki malum kişilere de örnek olmasını dileriz.Gül Pembe Hanımın kahramanlıkları, o dönemde dillerdedir. Bu durumdan Gazi Topal Osman Ağa’da büyük mutluluk duymuştur. Gül Pembe hanım cephede ne yapmıştır? O Gazi Topal Osman Ağa’nın birlikleri içersinde düşmana karşı savaşmış, özellikle Polatlı yakınlarında, Beylik köprüde, Sakarya muharebeleri sırasında, büyük yararlılıklar göstermiştir. Bölgedeki Yunan askeriyle karşılaştığında onları teslim almak için cesurca mücadeleye girmiştir. Düşmanın yedi askerini göğüs göğüse muharebelerde beraberinde bulundurduğu kamasıyla öldürmüştür. O işte böyle bir kahraman Türk’tü... O Giresun’un çıkarmış olduğu yiğit bir kadındı. Bir de ülkesini düşmana peşkeş çeken, satan kadınları düşündüğümüzde, Giresunlu Gül Pembe Hanımı aklınıza getiriniz. Özellikle Sakarya Meydan muharebesinden sonra, Ankara’da insanlar çok büyük mutluluğa ulaşmıştı. Bu sırada Gazi Topal Osman Ağa’da emrinde şehit olan Giresun uşaklarına nasıl üzülmüşse, kazanılan zaferden de o kadar büyük mutluluk duymuştur. Bir keresinde, birlikler Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünden törenle geçerken, birlikler arasında Gazi Topal Osman Ağa’nın askerleri de yer aldığında,n onların arasında bulunan Gül Pembe Hanım’da gözlerindeki mutluluk ve gururla elinde taşıdığı kamasıyla, geçit töreninde yer almıştı. Gül Pembe Hanım’ın kahramanlığını duyan milletvekilleri, önlerinden geçen Gül Pembe Hanım’a: “Yaşasın... yaşa Gül Pembe Hanım!” diye tezahürat yapmadılar mı? İsteyen gitsin derinlemesine araştırsın. Bize inanmayanlar varsa, bunu kendileri de araştırsınlar, o zaman bu gerçeği de çok iyi göreceklerdir. Evet Gül Pembe Hanım Giresunluydu. Hemşehrimizdi... Savaştan sonra köyüne döndü. Sonra, İstanbul’lara akrabalarına gidip geldi Bu kahraman kadın, yıllar içersinde unutuldu. Onu ileri yaşında otobüslerde gören tek tük Kurtuluş Savaşı gazilerinden başka hatırlayan da kalmamıştı. O şekilde, vefasızlığın kahrını çekerek bu dünyadan göçüp gitti.. ![]()
Bulamoğlu İsmail, Milis Yüzbaşı Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan ve Bulamoğlu Şaban Seyfullah ÇİÇEK Yakın tarihimizin en çok gündeme gelen, en çok tartışılan şahsiyetlerinden biri hiç şüphesiz Osman Ağa’dır. Hakkında, lehte- aleyhte sayısız kitap, anı, makale, araştırma, inceleme kaleme alınmış; opera bestelenmiş; romanı yazılıp çizilmiş; filmi yapılmış olmasına rağmen, üstat merhum Murat Sertoğlu’nun tabiriyle “Hayatı hep sisler arasında kalmış” olan Osman Ağa kimdir? Osman Ağa 1883 yılında Giresun’da doğdu. Babası Feridunzade Mehmet varlıklı bir kişiydi. Osman Ağa’yı iyi tanıyabilmek için, yaşadığı devrin şartlarını çok iyi bilmek gerekir. Osmanlı İmparatorluğu o zamanlar büyük sarsıntılar geçirmektedir. İmparatorluk içersindeki çeşitli etnik kökenlere mensup milletler birer birer bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardı. Bunlardan biri de 1828 yılında bağımsızlığını ilan eden Yunanistan’dı. Yunanistan sadece bağımsızlığını ilan etmekle kalmamış, “Megalo-İdea(Büyük Yunanistan İdeali)”yı gerçekleştirebilmek için de gizli- açık faaliyetlere başlamıştı. Karadeniz kıyıları da amaçları içersindeydi. Bu amaçları doğrultusunda Pontus Devletini yeniden diriltmek için Merzifon’da açılan Amerikan Kolejinde ilk adımı attılar. Bundan sonra Karadeniz Bölgesinde hummalı bir faaliyete başladılar. Yarıya yakını Rum nüfusundan(çok az da Ermeni vardı) meydana gelen Giresun’da en önemli faaliyet üssü halindeydi. Osman Ağa daha çocuk yaşlarda Rumlar’ın sinsi faaliyetlerini sezmeye başlamıştı. Bu durum, esasen doğuştan mayasında bulunan vatanperverlik duygularının iyice perçinlenmesine vesile oldu. Askerliğe karşı içinde büyük bir istek olmasına rağmen, askeri okula gitme şansı bulamadı. İçinde kalan bu ukdeyi vatan savunmasının tüm safhalarına gönüllü olarak katılmak suretiyle dindirmeye çalıştı. Böylece 40 yıla sığan kısacık ömrünün son 10 yılının barut, ateş, kan kokuları arasında müthiş bir mücadele içersinde geçtiğini görüyoruz. Osman Ağa’nın bu akıllara durgunluk veren müthiş mücadele içersinde gerçekleştirdiği eylemlerin en önemlilerini fazla ayrıntıya girmeden şöyle sıralayabiliriz: 1912 Ekim’inde 65 gönüllü arkadaşıyla birlikte Balkan Harbine katıldı. Sağ dizinden yaralandı. Bu olaydan sonra “Ağa” lakabının yanına “Topal” lakabı da eklenmiş oldu. OSMAN AĞA(Topal Osman) 1912 Balkan Harbi’ne Abazıpka denilen Giresun’un Milli kıyafetiyle gönüllü olarak katıldı. I.Dünya Savaşı çıkınca, 30 Kasım 1915’de 93 gönüllü arkadaşına, Trabzon hapishanelerinden tahliye ettirdiği 150 Giresunlu mahkumu da ilave ederek Ruslar’a karşı dört yıl savaştı. 14 Şubat 1918’de Ruslar’ı Harşıt Hattında durdurmayı başardı. Düşman’ı Batum’a kadar kovaladı. 1918 Şubatında Hacı Bey’in çekilmesi üzerine Giresun Belediye Başkanlığı makamına oturdu. 1919 Şubatında Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin Giresun Şubesini kurdu ve ilk başkanı oldu. Ermeni Tehcirine adı karışınca, İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkum edildi. Dağa çıktı. Eylemlerine çete savaşları şeklinde devam etti. İçimizdeki hainlere aman vermedi. Samsun’a çıkışından 10 gün sonra 29 Mayıs 1919’da aldığı davet üzerine Havza’da Atatürk’le gizlice buluştu. El sıkışarak anlaştılar. 8 Temmuz 1919’da af kararı çıkınca tekrar Giresun’a dönen Osman Ağa, bir süredir boş bıraktığı Belediye Başkanlığı koltuğuna tekrar oturdu. Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Başkanlığı sıfatını da üzerinde taşıyan Osman Ağa Atatürk’ten aldığı talimatlar doğrultusunda çalışmalarına hız verdi. 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresine Dr. Ali Naci(Duyduk) ve İbrahim Hamdi Bey gibi iki Giresunlu aydını gönderdi. Ancak Giresunlu delegelerin Atatürk’e karşı oy kullanmaları üzerine, bunlara müthiş öfkelendi. Her ikisi de Osman Ağa’nın gazabından korkarak yurt dışına kaçtılar. 1920 Şubatında Gedikkaya Gazetesi’ni yayınlamaya başladı. Bu gazeteye Giresun Askerlik Şubesi Başkanı H.Avni Alpaslan Bey(Tirebolulu) imzasız yazılar yazarak milli mücadeleye destek verdi. Osman Ağa’da başkalarına yazdırdığı sert makalelerin altına imzasını atarak basın yoluyla da mücadelesine devam etti. 1920 Eylül’ünde Ermeni Harekatını bastırmak üzere 15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa emrine bir tabur(850 kişi) gönüllü gönderdi. Atatürk’ün daveti üzerine 15 seçkin adamını alarak Kasım 1920’de Ankara’da Atatürk’ün huzuruna çıktı. Atatürk’ün isteği üzerine 10 adamını O’nun yakın korumasına tahsis etti. Bunların adları: Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan, Ali Şıhoğlu Mehmet, Aşıkoğlu Galip, Osmanoğlu Sarı Mustafa, Osmanoğlu Ali, Ahmetcanoğlu Kırlak Hüseyin, Sofuoğlu Hüseyin, Tığlıoğlu Ömer, Kemençeci Köseoğlu Hamit, Yılancıoğlu Hasan. ![]()
Osman Ağa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı korumakla görevlendirdiği ilk muhafız grubu (Riyaset-i Celile Muhafız Bölüğü'nün ilk mangası) (Komutanları Milis Yüzbaşı Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan ayakta ortada) ![]()
Giresun Uşakları Mustafa Kemal Paşa'yı cansiperhane korudular. (Dedelerimden Milis Yüzbaşı Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan, Atatürk'ün sağındaki -resimde solda- abazıpkalı) Daha sonra onlara şu öğüdü verdi: “Mustafa Kemal Paşa’nın muhafazası yalnız size aittir. O’nu her yerde siz koruyacaksınız. Şayet M.Kemal Paşa’ya bir şey olursa, kendinizi, hatta memlekette bıraktıklarınızı da yok bilin!” “Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi” adı verilen bu birliğin sayısı Atatürk’ün isteğiyle daha sonra 100’e ve son olarak ta 250’ye kadar çıkarılmıştır. Bu birlik Atatürk’ün yanı sıra Meclis’in de yakın korumasını üstlenmiş ve görevini sonuna kadar yüzlerinin akıyla başarmıştır.
Osman Ağa, Atatürk’ten aldığı talimat üzerine Muhafız Birliği’nin idaresini yakın arkadaşı Mustafa Kaptan’a bırakarak Giresun’a döndü. Tamamen Giresunlular’dan meydana gelen ve mevcudu 5 bini bulan “42 ve 47.Giresun Gönüllü Alayları”nı kurdu. ![]()
42. ve 47. Alay Komutanları (Büyük dedem Milis Yüzbaşı Gümüşreisoğlu İshak Efendi, 47. Alay, 1.Tugay, 3. Bölük Komutanıydı) ![]()
42. Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan 47.Alay’ın başına geçerek Nisan-Mayıs 1921’de Koçgiri İsyanı’nı bastırdı. Daha sonra, H.Avni Alpaslan Komutasındaki 42.Alay’la Samsun’da birleşerek Pontus Rumları’nın merkez üssü olarak kullandıkları Merzifon Amerikan Koleji’ne baskın yaptı. Bir daha dirilmemek üzere, Yunanlılar’ın “Megelo-İdeası”nın bir parçası olan “Pontus Rum Devleti” hülyasını tarihin derinliklerine gömdü. Sakarya Meydan Savaşı’nın kritik bir safhaya girmesi üzerine, her iki alayımız da 1921 Ağustos’unda imdada yetişti. 42. Alay’ımız hemen savaşa girdi. Komutanları H.Avni Alpasalan Bey dahil tamamına yakını şehit düşen bu alayımızdan sadece 84 kişi sağ kalabilmiştir. On gün sonra da 47.Alayımız savaşa girdi. Bu Alayımız’danda 285 kişi sağ kalabildi. Dilerseniz, Sakarya Meydan Savaşı’nın bu bölümünü bizzat Atatürk’ten dinleyelim: ”Sakarya Muharebeleri sırasında, cephemizin bir tarafında gedik açan düşmanın gediği genişletmekte ve ilerlemekte olduğunu bildirdiler. Derhal yedekte bulunan kuvvetlerimizden yeterli miktarda imdat gönderilmesini ve süngü hücumu ile düşmanı eski mevzilerine tard etmelerini emrettim. Fakat aldığım cevap: ‘İhtiyatta kuvvetimiz kalmadı, hepsi mevzilerde çarpışıyor. Yalnız Giresunlu Topal Osman Ağa’nın askerleri vardır’ oldu. Tekrar verdiğim emirde: ‘Kim olursa olsun, süngü hücumu yapacaklardır.’ dedim. Cevap verdiler: ‘Bunların süngüsü yoktur.’ Osman Ağa’nın Karadenizli Gönüllüleri milli kıyafetleri ile gelmişlerdi. Süngüleri yoktu. Süngü yerine bellerinde eğri bıçakları vardı. Hatırıma derhal o Karadeniz bıçakları geldi. Hemen: ‘Osman Ağa’nın askerleri bellerindeki bıçaklarla düşman üzerine atılıp, eski mevzilerine tard edeceklerdir’ emrini verdim. Eğri bıçaklarıyla düşmana saldıran bu yiğit çocuklar Yunanlılar’ı eski mevzilerine atmağa muvaffak oldular. Fakat yüzde atmış kayıp verdiler.” (Damar Arıkoğlu, Yakın Tarihimiz, s.259-260,İst.1961)
![]()
42. ve 47. Giresun Gönüllü Alayları Seyir ve Hareket Sahaları Sakarya Zaferinden sonra tamamen eriyen 42. Alay lağvedilmiş, mevcudu Giresun’dan getirilen yeni gönüllülerle takviye edilen 47.Alay ise, 26 Ağustos 1922 tarihindeki Büyük Taarruz’a da katılarak Afyon ve Dumlupınar cephelerinde büyük kahramanlıklar göstermişlerdir. Bu mıntıkada (Afyon- İncehisar- Doğanlar Köyü- Sivritepe) şehit düşen 14 Giresunlu için Milli Savunma Bakanlığı tarafından yaptırılan “47.Giresun Gönüllü Alayı Şehitliği”nin 28 Ağustos 1992 tarihinde “Devlet Töreni” ile açılışı yapılmıştır. Giresunlular’ın kahramanlıkları Atatürk’ün tarihe geçen şu veciz sözleri ile bir kere daha tescil edilmiştir: “Afyonkarahisar’da, Dumlupınar’da Sizin Uşaklar da Vardı!” Osman Ağa’ya gösterdiği üstün başarı ve kahramanlıklardan dolayı TBMM tarafından Milis Yarbayı(Milis Piyade Yb. Sicil No:342) rütbesi verilmiştir.
Bulamoğlu İsmail, İbrahim Gümüş, Mehmet Kumaş Osman Ağa, düşmanın İzmir’de denize dökülmesinden sonra Atatürk’ten izin alarak Giresun’a döndü. Geçtiği her yerde “Yaşa, Varol, Sakarya Kahramanı” nidalarıyla karşılandı. Artık zafer kazanılmış, vatan düşmandan temizlenmiştir. Bundan sonra ki düşüncesi, kutsal bir görevi yerine getirmiş insanların huzuru içersinde, bir başka mukaddes vazife olan Hac farizasını yerine getirmektir. Bu sıralarda Giresun’da istirahata çekilmiş olan Osman Ağa Atatürk’ün telgraf emri üzerine 1922 yılının Aralık ayı sonlarında tekrar Ankara’ya çağrıldı. Artık kader ağlarını örmeye başlamıştır. Zafer kazanılmıştır kazanılmasına da, yeni kurulacak olan devletin doğum sancıları da başlamıştı bu arada… Üstat Merhum Murat Sertoğlu’nun tabiriyle “Silahlı mücadele devri kapanmış, politika devri başlamıştı.”
Meclis’te iki grup vardı. M.Kemal’in liderliğindeki I.Grubun karşısında yer alan Trabzon Mebusu Ali Şükrü Beyin önderliğindeki II.grup şiddetli bir muhalefet hareketi başlatmıştı. Mecliste kavga hiç eksik olmuyordu. Hatta bir ara Atatürk ve A.Şükrü Bey birbirlerinin üzerine dahi yürümüşlerdir. Yine böyle bir meclis oturumundan sonra 27 Mart 1923 tarihinde akşamüstü Ali Şükrü Bey birdenbire ortadan kaybolur. Aramalar sonunda Ali Şükrü Bey’in cesedi yeni kazılmış bir çukurun içinde bulunur. Elde edilen bulgular, şüphelerin Osman Ağa üzerine yoğunlaşmasına sebep olur. Durum çok naziktir. Çünkü Osman Ağa Atatürk’ün Muhafız komutanıdır. Atatürk Osman Ağa’yı çok sevmesine rağmen, “Adalet neyi emrediyorsa gereği yapılsın” diye adaletten yana tavır koyunca, Osman Ağa’nın tutuklanmasına karar verildi. Osman Ağa’nın adamlarından kurulu Muhafız Birliği lağvedildi. İsmail Hakkı Tekçe (daha sonraları Orgeneralliğe kadar yükselmiştir) komutasındaki yeni muhafız birliği ile Osman Ağa’nın adamları arasında 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece sabaha kadar süren bir çatışma çıktı. Osman Ağa ağır yaralı olarak ele geçirilmesine rağmen, sedyede iken beynine ateş edilmek suretiyle İsmail Hakkı Tekçe tarafından öldürülmüştür. Başı da gövdesinden ayrılarak alelacele gömülmüştür. Ertesi gün cesedi mezardan çıkarılarak, ayaklarından asılmak suretiyle meclis önünde teşhir edilmiştir. Daha sonra cenazesi Giresun’a gönderilmiş ve büyük bir cenaze merasimiyle tekbirler arasında Giresun Kalesinin kuzey yamacındaki Kurban Dede türbesinin yanına defnedilmiştir. Atatürk’ün emriyle kalenin en yüksek yerine anıt mezar yaptırılarak(bugünkü anıt mezar) 1925 yılında na’şı buraya naklettirilmiştir.
![]() Giresun 47. Gönüllü alayının 3. Bölüğü Garp (Batı) cephesi Komutanı İsmet Paşa'nın teftişini beklerken Bölük Komutanı Mehmet Bey (Mehmet Ali Enuysal)
![]()
Osman Ağa (Balkan Savaşına giderken çektirdiği fotoğraf)
Zaferden sonra, Giresun Mücahitleri İsmet Paşa'yı ziyaret ediyorlar. (Büyük Amcam Gümüşreisoğlu İbrahim Gümüş, dizçökenlerden soldan 2. sırada) ![]()
*
|